İçeriğe geç

Yönetimin bir bilim olduğunu ilk defa ifade eden yönetim bilimci kimdir ?

Yönetim Biliminin Doğuşu: İlk Kez Bir Bilim Olarak Tanımlanan Yönetim

Kayseri’nin eski taş sokaklarında yürürken, birdenbire eski bir kitapçı dükkanının vitrininde, tozlu rafların arasından bana doğru bakan bir kitap dikkatimi çekti. “Yönetimin Bilim Olarak Doğuşu.” İlgimi çekmesinin sebeplerinden biri, hayatımın belirli dönemlerinde iş yaşamıyla ilgili düşüncelerle boğulmuş olmamdı. Her gün koştururken, işin bir bilim dalı olarak kabul edilmesinin ne kadar önemli olduğunu düşünmemiştim. Ama o kitap, o kadar doğal bir şekilde bana gelmişti ki, içimi heyecan sardı. Kitabı aldım ve sokakta yürürken gözlerimle sayfalara daldım.

Yönetim Biliminin Gerçek Anlamı

Kitapta, bir zamanlar yönetimin bir sanat olarak kabul edildiğini öğrendim. Ama bir yönetim bilimci, Henri Fayol, bu görüşü değiştiren ilk kişi olmuştu. Onun fikirleri, özellikle 20. yüzyılın başlarında büyük yankı uyandırmıştı. Fayol, yönetimin sadece doğaçlama bir iş değil, aksine bilimsel bir yaklaşım gerektirdiğini savunmuştu. Bu, bana çok ilginç geldi. Yıllardır yöneticilik yapmaya çalışan, zorluklarla mücadele eden bir insan olarak, birinin bunun bir bilim dalı olarak kabul edilmesini savunması, bana yönetimin daha düzenli, daha hesaplanabilir ve daha sistematik bir şey olduğunu düşündürdü.

Henri Fayol’un “Yönetimin 14 İlkesi”ni okurken, her biri bana yeni bir şey öğretiyordu. Bu, yalnızca bir iş dünyasının değil, bir insanın düşünsel dönüşümünün başlangıcıydı. Bir noktada düşündüm: “Peki, ya biz aslında yöneticilik yaptığımızda, ne kadar da bilimsel bir şekilde adım atıyoruz? Ne kadar bilimsel bir yaklaşım benimseyebiliyoruz?” Kendi iş hayatımda bir tür düzen, yöntem ve yapı arayışına girmişken, Fayol’un düşünceleri bana bir tür ışık olmuştu.

Yönetim Biliminin Bilinmeyen Yüzü

Bir gün, Kayseri’nin dağlarının arasından gün batarken, içimde bir huzursuzluk vardı. Uzun zamandır kendi hayatımda bir düzene oturtamadığım şeyler vardı. İş dünyası, kariyer hedefleri, kişisel gelişim… Tüm bunların arasındaki bağları kurmak bir hayli zor oluyordu. O anda, Fayol’un yönetim bilimini savunmasının ardında yatan derin anlamı daha iyi kavrayabildim. Yönetim, gerçekten de bir bilimdi. Aynı tıp, mühendislik veya kimya gibi, doğru araçlarla, sistemlerle ve yöntemlerle yapılması gereken bir şeydi. Ama kimse bana bunu öğretmemişti. Hiçbir okulda, hiçbir kurs programında, bir yöneticiliğin bilimsel bir süreç olduğunu anlatan bir ders dinlememiştim. Yönetim, hep bir pratik iş, her an doğaçlama, her an bir keşif olarak düşünülmüştü.

Fayol’un yaklaşımı, beni biraz olsun rahatlatmıştı. Çünkü her şeyin bir bilimsel dayanağı olduğunu öğrenmek, yönetim işini de daha mantıklı ve planlı hale getirmem için bana bir rehber sunmuştu. Yönetim, her an karmaşıklaşan iş dünyasında bir yol haritasıydı. O gece, işimi yaparken nasıl daha verimli olabileceğimi düşünmeye başladım. Fayol’un 14 ilkesini, her birini bir bir düşünüp, hayatıma nasıl uygulayabileceğimi hayal ettim. Bir yöneticinin yalnızca duygusal kararlar değil, aynı zamanda mantıklı, bilimsel verilerle hareket etmesi gerektiğini fark ettim.

Henri Fayol’un Mirası ve Geleceğe Bakış

Fayol’un öğretisi ve yazdığı her satır, beni bir adım daha ileriye taşıdı. Bir yönetici olarak, kararlarımda duygularımın yanı sıra, bilimsel verileri de göz önünde bulundurarak hareket etmem gerektiğini hissettim. Fayol’un tanımladığı gibi, yönetim bir bilimdi çünkü belirli ilkeler ve yöntemlerle sistematik bir şekilde yapılabilirdi. Bu fikri, o kadar içselleştirdim ki, artık işimde daha stratejik, daha analiz odaklı bir yaklaşım benimsiyordum.

Kayseri’nin sıcak yaz akşamlarından birinde, şehirde yürürken bir anda içimde bir umut belirdi. Fayol’un o yıllar önce söylediği “Yönetim bir bilimdir” sözü, bana bu dünyadaki en değerli rehber gibi hissettirdi. Bir yöneticinin sadece yönlendirme değil, aynı zamanda bir bilim insanı gibi düşünüp hareket etmesi gerektiğini düşündüm.

Gerçekten de, bazen hayatındaki en önemli yolculuklar, seni küçük, basit bir kitapçı dükkanına ve orada bulduğun o eski, tozlu kitaba götürebilir. Fayol’un düşünceleri, sadece iş hayatımı değil, aynı zamanda kişisel gelişimimi de şekillendiren bir dönüm noktasıydı. Artık, yönetimi bir bilim olarak kabul etmenin önemini anlamıştım. Yöneticilik, sadece deneyimle değil, doğru bilimsel yöntemlerle başarılı olabileceğin bir alan haline gelmişti.

O günden sonra, her gün yöneticilikle ilgili bir adım daha atarken, Fayol’u ve onun mirasını daha çok içselleştirmeye başladım. Hayatımda ve işimde bilimsel bir temele dayalı yaklaşımlar geliştirmek, sadece daha verimli olmakla kalmadı, aynı zamanda bana güven verdi. Fayol’un bana öğrettiği bu derinlik, her gün biraz daha büyüdü.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
elexbet girişvdcasino girişbetexper giriş