Kelime-i Şehadet Kuran-ı Kerim’de Var Mı? Felsefi Bir Bakış
Felsefe, her zaman insanı derin düşüncelere sevk eden bir yolculuk olmuştur. Gerçeklik, bilgi ve değer üzerine düşünmek, insanın içsel dünyasını ve dış dünyayla ilişkisini anlamasına yardımcı olur. Filozoflar, her şeyin özünü ve anlamını sorgularken, din de bu sorgulamanın ayrılmaz bir parçasıdır. İnsanlık tarihinin en derin sorularından biri, doğru bilginin ve doğru inancın ne olduğudur. Bu yazıda, Kelime-i Şehadetnin Kuran-ı Kerim’de yer alıp almadığını felsefi bir bakış açısıyla sorgulayacağız. Bu soruyu etik, epistemolojik ve ontolojik perspektiflerden ele alarak, dinî metinlerin içsel anlamını daha derinlemesine inceleyeceğiz.
Kelime-i Şehadet Nedir?
Kelime-i Şehadet, “Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhoo ve rasulüh” (Ben şehadet ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur ve Muhammed O’nun kulu ve elçisidir) şeklinde bir ifadedir. Bu söz, İslam’ın temel inanç deklarasyonlarından biridir ve her Müslümanın imanını ifade etmek için kullandığı bir deyimdir. Ancak, Kuran-ı Kerim’de tam olarak bu ifadeye yer verilip verilmediğini tartışmak, dini metinlerin derin felsefi ve ontolojik boyutlarını anlamaya çalışmak anlamına gelir.
Epistemoloji: Gerçek Bilgi ve İnançlar
Epistemoloji, bilginin doğası, sınırları ve doğruluğu ile ilgilenen bir felsefe dalıdır. Bir şeyin gerçekten “bilgi” sayılabilmesi için, doğru ve güvenilir bir kaynaktan alınması gerekir. Bu bağlamda, Kelime-i Şehadetin Kuran-ı Kerim’de olup olmadığını sorgulamak, yalnızca bir kelime ya da cümlenin metin içinde yer alıp almadığını sormak değil, aynı zamanda İslam’ın temel inançlarının doğruluğuna dair nasıl bilgi edindiğimizi ve bu bilginin kaynağının güvenilirliğini de sorgulamaktır.
Kelime-i Şehadet, İslam inancının özünü belirten bir ifadedir. Peki, bu ifade Kuran-ı Kerim’de açıkça yer almıyorsa, yine de onun içerdiği anlam doğru ve geçerli midir? Epistemolojik açıdan baktığımızda, Kelime-i Şehadetin yer alıp almaması, onun doğruluğu ve geçerliliği konusunda doğrudan bir etkiye sahip olmayabilir. Zira Kuran’ın bütünsel mesajı, kelimeler ve kavramlar üzerinden inşa edilmiştir. İnanç, yalnızca belirli bir cümlenin varlığına değil, metnin bütünündeki anlamı algılayış biçimimize dayalıdır.
Burada ortaya çıkan soru şu olabilir: “Kuran’ın öz mesajını, sadece kelime ya da cümlelerin varlığına mı dayandırmalıyız, yoksa bu mesajın taşıdığı derin anlamları da göz önünde bulundurmalı mıyız?”
Etik: İnanç ve Ahlak Arasındaki Bağ
Etik, doğru ve yanlışın doğasını ve bunların insan davranışları üzerindeki etkilerini inceler. Kelime-i Şehadet, İslam inancının temel ahlaki ilkelerinin bir özeti gibidir. Allah’a inanmak ve O’nun elçisi olan Muhammed’e iman etmek, İslam ahlakının temel direklerinden biridir. Ancak, Kuran-ı Kerim’de bu ifadenin kelimesi kelimesine yer alıp almadığına bakıldığında, etik açıdan bir başka soru gündeme gelir: Bir inanç, ifade edilen kelimelerin varlığına mı dayanır, yoksa o inanç bir bütün olarak insanın kalbinde ve ruhunda mı yaşar?
Felsefi açıdan, bir ahlaki ifadenin değerini yalnızca kelimelerin varlığına değil, o ifadenin taşıdığı anlamın içsel derinliğine bakarak değerlendirmeliyiz. Kelime-i Şehadetin Kuran-ı Kerim’de doğrudan yer almıyor olması, o inanç sisteminin ahlaki doğruluğunu sorgulamaz. Aksine, Kuran’ın özünde, Allah’ın birliğine ve Muhammed’in peygamberliğine dair pek çok ayet bulunmaktadır. Etik açıdan bakıldığında, inanç, sadece kelimelere değil, bu inançların insan yaşamındaki etkisine ve yönlendirdiği ahlaki değerler sistemine dayanmalıdır.
Bununla ilgili olarak şu soruyu sorabiliriz: “İslam inancının temel ilkeleri, sadece dilsel ifadelerle mi belirlenir, yoksa inancın kalbe yerleşen derinlikleri mi daha önemlidir?”
Ontoloji: Varlık ve Gerçeklik
Ontoloji, varlık felsefesi ile ilgilidir ve varlıkların doğasını, ne olduğunu ve ne şekilde var olduklarını anlamaya çalışır. Kelime-i Şehadetin varlık anlayışı üzerine felsefi bir bakış, onun insanın gerçekliği ve varlık anlayışındaki yerini sorgular. “La ilahe illallah” ifadesi, tüm varlığın, yalnızca bir ilaha, yani Allah’a ait olduğunu belirtir. Ontolojik açıdan bu, tüm varlıkların birliğini, tüm evrenin tek bir güce, Allah’a bağlı olduğunu ifade eder.
Kuran-ı Kerim’de, Allah’ın birliğine dair sayısız ayet bulunmaktadır. Bu ayetler, varlıkların Allah tarafından yaratıldığını ve sadece O’na ait olduğunu bildirir. Bu bakış açısına göre, Kelime-i Şehadet, varlığın özünü ve onun mutlak gerçeğini anlamamıza olanak tanır. Varlıklar arasındaki çeşitliliğe rağmen, her şeyin birliğe doğru yöneldiği ve her şeyin Allah’ın kudretiyle var olduğu anlayışı, ontolojik bir gerçeği işaret eder.
Ontolojik olarak, insanın ve evrenin gerçekliği, Allah’ın varlığıyla açıklanabilir. Kelime-i Şehadet, bu varlık anlayışının dilsel bir ifadesi olmasa da, Kuran’ın özünde bu anlayışın derin izleri bulunur. Varlıklar arasındaki bağın Tanrı’yla olan ilişkisini anladığınızda, belki de “Kelime-i Şehadet”in varlığı, tüm evrenin özüdür, kelimelerde değil, yaşamda ve inançta yer alır diyebiliriz.
Tartışmayı Derinleştirecek Sorular
– Bir inanç, sadece kelimelerin varlığına mı dayanır, yoksa o inanç bir bütün olarak insanın kalbinde ve ruhunda mı yaşar?
– Kuran’ın özü, yalnızca belirli kelimelere dayanarak mı anlaşılmalıdır, yoksa bu kelimelerin ötesinde, evrensel bir anlam mı taşıyor?
– İslam inancının temel ilkeleri, yalnızca dilsel ifadelerle mi belirlenir, yoksa bu inançların insan yaşamındaki etkisine mi dayanmalıdır?
Sonuç
Kelime-i Şehadet, bir inancın özünü belirten bir ifade olsa da, Kuran-ı Kerim’de tam olarak bu biçimiyle yer alıp almadığını sorgulamak, felsefi olarak derin soruları gündeme getirir. Epistemolojik, etik ve ontolojik açıdan bakıldığında, bu ifade yalnızca bir kelime öbeğinden ibaret değil, bir inancın özünü ve insanın gerçeklik anlayışını şekillendiren bir düşünsel yapıdır. İnsanlar, sadece kelimelerle değil, bu kelimelerin taşıdığı derin anlamla, içsel dünyalarında inançlarını şekillendirir ve yaşarlar. Bu yazı, hem Kelime-i Şehadetin anlamını hem de dinî inançların ve metinlerin felsefi derinliğini sorgulamanız için bir fırsat sunuyor.