3 ⁄ 4 Ne Demek? Bir Hayat Parçası
Bazen, bir anı ya da bir düşünce, o kadar derin olur ki, sana bir hayatı özetler gibi gelir. Kayseri’de, soğuk bir kış akşamı, pencerenin dışındaki beyaz örtüyü izlerken birden aklıma geldi: “3 ⁄ 4 ne demek?” Hani, hep matematik derslerinde öğrendiğimiz bir oran vardı ya, “üç bölü dört”, o kadar basit ve anlamlıydı ki. Ama bu sefer öyle değildi. 3 ⁄ 4, hayatın kendisini yansıtan bir şey olmuştu. Ve ben de bunu çok geç fark etmiştim.
Hayal Kırıklığının Ardındaki 3 ⁄ 4
Her şey, o yaz akşamında başlamıştı. Gecenin sonunda arkadaşlarımla dışarıda yürüyordum. Kayseri’nin o sokakları, akşam serinliği ve biraz da melankolik bir hava vardı. O anda her şeyin mükemmel olmasını istedim. O kadar basitti ki, bir hedefim vardı: Birine anlatmak istediğim bir hikâye vardı, anlatamadım. Bir ilişkiyi doğru düzgün başlatamadım. Bir umut vardı, ama 3 ⁄ 4’ü kaldı. Belki de bir şeylerin 3 ⁄ 4’ü tamamlanmıştı, ama o kalan çeyrek parça eksikti. O eksik parça, kalbimi sızlatıyordu.
Sonsuza kadar her şeyin tamamlanacağına inandığım bir dönemdeydim. O yaz akşamı, bana o kadar çok şey vaat etmişti ki, dünya yeniden kurulabilir gibi hissediyordum. Yalnızca dört harfli bir kelime, hayatımı değiştirebilirdi. Ama, tüm o büyüye rağmen bir şey eksikti. O eksik 3 ⁄ 4… O eksik kalanı anlamak, onu hissetmek, gerçek anlamda kavrayabilmek zorladı beni. Kimseye anlatamamıştım. Belki de hiçbir şey anlatılamazdı. Çünkü eksiklik, bazen kelimelere dökülemeyen bir boşluk olurdu.
İleriye Bakarken, 3 ⁄ 4’ün Beni Nereye Götüreceğini Bilmeden
O yaz akşamı, hayatımda ilk defa “3 ⁄ 4″ün ne olduğunu anladım. İnsan bazen tamamlanmayı bekler, ama hayat her zaman o eksik parçayı verecek diye bir şey yoktur. Bazen, sadece yolun yarısında durur ve geri dönersiniz. Geri dönmek, aslında bazen ileri gitmekten daha değerli olabilir. O yaz akşamı yürürken, bu kadar büyük bir farkındalıkla gözlerimden birkaç damla yaş süzüldü. Bir bakıma o eksiklik, hayatıma bir anlam katmıştı. 3 ⁄ 4, bir şeylerin tamamlanmamış olmasıydı. Ama tamamlanmamışlık, bana yeni bir umut verdi.
Yaz boyunca yaşadığım hayal kırıklığı beni olgunlaştırdı. Kendi duygularımı ve beklentilerimi sorgulama fırsatım oldu. Ama o eksik kalan 3 ⁄ 4’lük parça, her zaman orada kalacak. Belki de her şeyin tam olamayacağı gerçeği, bana bir tür özgürlük sunuyordu. Yani, her şeyin mükemmel olmasını beklemek, aslında beni daha çok hüsrana uğratıyordu. 3 ⁄ 4, bir tür kabullenmekti. Hayatımın eksiklikleriyle barışmak, onları sevgiyle kabul etmekti. Belki de bu, bana öğretilen ilk şeydi.
Hep 3 ⁄ 4 ve Tamamlanamayan Hedefler
Bir süre sonra, 3 ⁄ 4’ün sadece matematiksel bir oran olmadığını fark ettim. Her insan hayatında bir şeyleri tamamlama arzusuyla yaşar. Her hedefin, her hayalin tamamlanması gerektiğini düşünür. Ancak hayat, bir süre sonra size şunu öğretir: Hedeflerinizin çoğu asla 100% tamamlanmayacak. Hedeflerinizin 3 ⁄ 4’ü, belki de o kadar değerli ki, geriye kalan çeyrek parçayı bulmakla uğraşmanıza gerek yok. İşte bu noktada, 3 ⁄ 4’ün anlamı derinleşiyor. “Eksik” bir hayat yaşamak, “tam” olmaktan çok daha özgürleştirici olabilir.
Bir zamanlar, iş hayatımda bir projede çok büyük bir hedefim vardı. Ekip arkadaşlarım ve ben o projeyi mükemmel bir şekilde bitireceğimizi düşünmüştük. Her şey yolunda gitti gibi görünüyordu, ama sonradan fark ettim ki, hepimizin beklentisi aslında mükemmel bir sondu. O projede bir eksiklik vardı. O eksiklik de şu an, iş hayatımda yapmam gereken çok şeyin sadece 3 ⁄ 4’ünü tamamlamam gerektiğini öğretti. O eksik parça, aslında beni zorlayıp, daha güçlü yaptı.
3 ⁄ 4’ün İhtimali: Bir Başka Umut
Şu an, bir şeyi düşündüğümde, “3 ⁄ 4 ne demek?” sorusu beni her zaman zorlar. Ama o kadar net ki: Hayatın bazen bir eksiklik içinde var olması gerekiyor. Hepimiz o 3 ⁄ 4’ü bir şekilde kucaklarız. O eksik kalan kısmı hissetmek, acı da verse, bazen güzel de olabilir. Bir arkadaşım geçen gün bana şöyle demişti: “Yarım kalan her şey, sonunda tamamlanacağı zaman daha değerli olur.” O an, içimden bir şeyler yerine oturdu. Belki de eksik olan şeyler, bir gün tamamlandığında, onlar kadar güzel olmayacaktır.
Ve işte o zaman, “3 ⁄ 4″ün gerçek anlamını kavradım. Tamamlanmamışlık, sadece bir şeyin eksik olması demek değildir. O, aynı zamanda bir sürecin, bir yolun başlangıcıdır. Eğer hayat sadece tamamlanmış olsa, hiç öğrenemezdik. Yaşadıklarımızın, aldığımız derslerin, karşılaştığımız zorlukların hiçbiri bize anlam katmazdı. Belki de “3 ⁄ 4″ü yaşamak, biraz da o eksik kalan parçalarda bulduğumuz anlamdır.
Sonuç: 3 ⁄ 4 ve Gerçek Anlamı
O yaz akşamında, Kayseri sokaklarında yürürken, kendime sorular sordum: “3 ⁄ 4 ne demek?” Her şeyin bir anlamı var mıydı? Eksik kalan şeyler, gerçekten bir kayıp mıydı, yoksa yeni bir şeylerin başlangıcı mıydı? Şimdi, bu yazıyı yazarken, hayatımda eksik kalan her şeyin bana öğrettiklerini düşünüyorum. 3 ⁄ 4, sadece bir oran değil, bir yaşam biçimiydi. Bir hedefin, bir ilişkiyi tamamlamanın, bir yolculuğun yarısında olmak… Bazen tamamlanmamış bir şey, hiç bitmeyecek olan bir öyküye dönüşebilir. Ben de 3 ⁄ 4’ü kucakladım ve hayatın tam olarak ne olduğunu keşfettim. Her şeyin mükemmel olmasını beklemektense, eksiklikle barışmak, belki de gerçek olgunluktur.