Aranmam Olup Olmadığını Nasıl Öğrenirim?
Kayseri’nin soğuk bir kış akşamıydı. Dışarıda kar, her tarafı beyaza bürümüş, sokak lambaları pırıl pırıl parlıyordu. Evde tek başımaydım. Penceremin kenarındaki buğudan gözlerimi alıp telefonuma bakıyorum. Hangi mesajlar gelmiş? Hangi bildirimler var? Hepimiz bir şekilde böyle anlara düşeriz, değil mi? Aranıp aranmadığını merak ederken, içimdeki o küçük umut kıvılcımının büyüyüp büyümeyeceğini düşündüm. Ama o an, tek bir soru vardı kafamda: Aranmam olup olmadığını nasıl öğrenirim?
O Anki Duygu: Beklemek ve Belirsizlik
Saat geceyi geçmişti, ama ben hâlâ telefonumun ekranına bakıyordum. Aradığım bir mesaj yoktu. Hiçbir şey yoktu. Bazen insanın içi böyle sıkışır. Duygularını bir kenara koyarsın, ama bir yanın hep bekler. Hep umut eder. “Belki o an gelir,” diye düşünürsün. Ama o an gelmiyor, gelmediği gibi başka şeyler gelir: Hayal kırıklığı, belirsizlik ve çok geçmeden tükenen sabır. O an, telefonumu masaya koyup pencereye bakarken kendime söyledim: “Belki de bu kadar basit bir şey değil.”
İç sesim: “Belki o kişi de bekliyor. Belki onun içinde de bir belirsizlik var. Kim bilir?”
Ama her geçen dakika, o belirsizlik beni biraz daha tüketiyordu. O an telefonu tekrar aldım elime. Kendimi yine aynı kısır döngüde buldum: “Mesaj atmalı mıyım? Aramalı mıyım?” Fakat her iki seçenek de beni bir çıkmaza sokuyordu. “Peki, ya aranmazsam? Ya hiç gelmezse?” diye düşündüm. Hayal kırıklığının soğuk sarmalına düşerken, bu düşünceler bir köşe başı gibi beni karanlık bir yere çekiyordu.
Geriye Dönüp Bakmak: Yanıt Almayı Beklemek
Saatler geçtikçe beklemek, bir tür alışkanlık halini alıyordu. Ertesi gün, sabah güneşinin ilk ışıkları odama vururken, yataktan kalkıp kahvemi hazırladım. O gün, aynı soruyla uyanmıştım. Aranmam olup olmadığını nasıl öğrenirim? O kadar büyük bir boşluk vardı ki, içimde. Sabırsızca telefonumu elime aldım. Yine hiçbir şey yoktu.
İçimdeki insan: “Bir insan seni aramıyorsa, belki gerçekten aramak istemiyordur. Ya da belki de, ne yapman gerektiğini anlamıyor. Ama her durumda, bu boşluk hissi seni çok yoruyor.”
Ama sabahın ilk ışıklarıyla birlikte, bir şeyler de değişmeye başlamıştı. Aradım. Evet, o kadar cesur oldum. Hem de hiçbir şüpheyi, hiçbir kaygıyı kafamda tutmadan. Telefonu açıp, “Nasılsın? Bir şeyler paylaşmak istedim,” dedim. Kısa bir süre sonra cevap geldi. Ama cevap, istediğim gibi değildi. Aranmamın sebebini öğrenmiş oldum. Aradığım gibi olmadı, yanıt da beklediğim gibi gelmedi. Yavaşça, ama emin adımlarla anlamaya başladım: Belki de aranmadığımda hissettiklerim, sadece bir anlık duygulardı. Yani bu kadar karmaşık değildi.
Aranmamak, Kendini Tanımak Demekmiş
Belki de “Aranmam olup olmadığını nasıl öğrenirim?” sorusunun cevabı, aranmaktan daha önemli bir şey ifade ediyor: Kendi duygularımızı anlamak. Aranmadığımda, aslında kendimi ne kadar değerli hissettiğimi sorguluyorum. Aranmadığımda, yalnız olmadığımı, ama bazen yalnız kalmanın da bir anlamı olduğunu fark ediyorum.
İçimdeki insan diyor ki: “İnsan bazen yalnız kalmak ister. Belki de aranmadığın zaman, yalnız kalmanın gücünü keşfediyorsundur. İçinde kaybolduğun her an, kendi kimliğine bir adım daha yaklaşıyorsun.”
O an, kaybolduğum o belirsizlikten sıyrılmaya başladım. Aranmamış olmak, sadece bir anlık bir eksiklik hissi bırakıyordu. Ama önemli olan, bu eksiklikle ne yapacağımı bilmekti. O an fark ettim ki, aranmadığında, belki de kendimi aramam gerekiyordu. Kendimi tanımak, kendi iç sesimi duymak… Bunlar en değerli keşiflerdi.
Hayal Kırıklığı ve Umut: Bir Yerde Buldum
Zaman geçtikçe, aranmadığım her an, içimde bir kıvılcım yakıyordu. Bir yanda hayal kırıklığı vardı, diğer yanda umut. Beklemek bir süre sonra, bana çok şey öğretti. Aranmamak, kimseye bağlı olmadığımı gösterdi. Kendi içimde daha derin bir huzura sahip olmayı keşfettim. Aranmak, bazen insanın güven duygusunu besler. Ama bazen de aranmadığın zamanlarda, kendi güvenini kendin inşa ediyorsun.
İç sesim: “Belki de aranmadığın her an, seni daha güçlü kılıyor. Belki de bu yüzden, yalnızken en çok kendini tanıyorsun.”
Aranmamış olmak, bir zamanlar karanlık bir boşluk gibi görünüyordu. Ama bugün fark ettim ki, bu boşluk, aslında bir boşluk değil, bir alan. İçinde büyümek, düşünmek ve kendini bulmak için verilen bir fırsat.
Sonunda, aranmamın cevabını öğrendim: Aranmam, aslında beni daha iyi anlamama vesile oldu. Kendi içimdeki gücü keşfettim, kendi sesimi duydum. Aranmasam da, her şey yolunda.