Kartalın Düşmanı Nedir?
Hayatta bazen bir an gelir, içindeki gücü fark edersin. Bir an gelir, kimseye görünmeden, herkesin beklediği şekilde davranmadan, sadece kendi gücüne güvenirsin. O an, hayat sana gerçekten ne kadar zorlayıcı olursa olsun, bir şeyin farkına varırsın: Güçlü olmak, sadece düşmanlarını yenmekle değil, aynı zamanda içindeki korkuları da aşmakla ilgilidir.
O Anı Unutamıyorum
Kayseri’nin dağlarına bakan bir odada, kışın soğuk rüzgarlarının camları sarmasına rağmen içim hala bir sıcaklıkla doluydu. O gün, belki de hayatımda gördüğüm en yüksek yerden, şehrin üzerine bakan bir kartalın gölgesi geçiyordu. Bir kartal, tüm ihtişamıyla gökyüzünü sahiplenmişti. Her hareketi, adeta bir zafer işareti gibiydi. Ama bir dakika… O kartal, gerçekten neye sahipti? Ne zaman düşmanı oldu?
Bir anlık bir sessizlik, ruhumda büyük bir yankı uyandırdı. Benim de bir düşmanım vardı. Hem de her gün karşılaştığım, her sabah gözlerimi açtığımda içimdeki korkularla. Kendi içimdeki karanlıklar. O kartalın düşmanı neydi? Bunu hiç düşündüm mü?
Kartalın Düşmanı: Korku
O gün, kartalın gökyüzünde ne kadar rahat ve özgür olduğunu izlerken, fark ettim ki, kartalın düşmanı, korku değilse neydi? O güçlü kanatlarıyla süzülen kartal, gökyüzünde her şeyin üstündeydi. Ama ben, bazen kendi hayatımda bir adım atmaktan bile korkuyordum. Kendi gölgemde kaybolduğumu, içimdeki korkuları yüzeyde tutmaya çalışarak yaşadığımı fark ettim.
Bütün o yıllar boyunca, ne kadar büyüdüğümü, ne kadar güçlü olmam gerektiğini düşündüm. Ama ne kadar acı, ne kadar hayal kırıklığı vardı içimde. Yaşadığım her kayıptan sonra, bir parçam daha silindi sanki. Kartalın gökyüzündeki rahatlığını izlerken, ben korkularıma karşı bir şeyler yapmalıydım. Bu, bir tür cesaret arayışıydı.
Bir kartal, yükseklerden süzüldüğünde, sadece gücünü değil, aynı zamanda cesaretini de gösteriyordu. Oysa ben, çok yüksekten düşecek korkusuyla her zaman yere yakın durmaya çalıştım. O kartalın yaptığı gibi, ben de korkularımın üzerine uçamaz mıydım?
Bir Anı ve Bir Karar
Bir gün, her zamankinden farklı bir şekilde uyandım. Gözlerim yarım uyandı, ama bir anda büyük bir istekle dolduğumu fark ettim. Belki de artık yeterdi. Her sabah “bugün de aynı olacak” diyerek gözlerimi açmak yerine, bir kartal gibi uçmalıydım. Ama hangi korkuyu geride bırakacaktım? Hayal kırıklıkları, güven eksiklikleri… Ne kadar karanlık bir yol vardı önümde?
O an, yıllardır biriktirdiğim tüm korkularla yüzleşmeye karar verdim. Hiçbir şey beni geri tutamazdı. Bunu başarmam gerekiyordu. Hayatımda neler eksikti, neyi başaramamıştım? Herkesin kendine ait bir kartalı olmalı, değil mi? O kartal, gökyüzündeki zaferini almak için tüm karanlıkları yırtarak ilerliyordu. Ben de öyle yapmalıydım. İçimdeki korkuları yırtarak, içimdeki karanlıkları birer birer geçmeliydim.
Kartalın Düşmanı: İçimdeki Ses
Ama sonra bir şey fark ettim. Kartalın asıl düşmanı belki de dış dünyadaki rüzgarlar, engeller değildi. Kartal, her şeyden önce, kendi içinde bir sesle savaşıyordu. O ses, hepimizi ayakta tutan o içsel korku değil miydi? O “yapamazsın” diyen ses? İşte o ses, kartalın en büyük düşmanıyken, aslında bana da yoldaş olmuştu.
Gözlerimi kapatıp, bir süre derin bir nefes aldım. Bütün o korkuların, tüm hayal kırıklıklarının, her şeyin üstesinden gelmem için sadece bir adım atmama yettiğini düşündüm. O kadar kolaydı ki, o kadar yakındı. Ama o adımı atmak zorundaydım.
Sonunda Kartal Oldum
Bir sabah, sabahın erken saatlerinde, hiç beklemediğim bir şekilde, cesaretimi toplayarak küçük bir adım attım. O adımı attığımda, aslında hayatımda ne kadar büyük bir değişimin başladığını fark ettim. Yavaşça, kartal gibi yükseklerden bakmaya başladım. Korkularım daha ufak, hayatım daha büyük görünüyordu.
Beni asıl tutan, korkularım ve onlara olan bağımlılığımdı. O yüzden, “Kartalın düşmanı nedir?” diye sorarsanız, aslında o düşman, içindeki korkulardır. Ne zaman onları yenmeyi başarırsan, gökyüzüne süzülebilirsin.
O sabah, Kayseri’nin dağları hala bembeyazdı, fakat artık bir fark vardı: Ben de o dağlardan birine doğru uçarak, içimdeki en büyük düşmanımı yendim. Ve belki de bu, kartallar için en büyük zaferdi.